Loading...

MEHMET SAKINÇ

Yazılarım için takipte kalın!
Blog Post 1

Viyana'da Gezilecek Yerler

7 kez dünyanın en yaşanılabilir şehri seçildi. Bu şehir size fazladan zaman veriyor. Bahar ayları soğuk. Kışın daha soğuk. Görülmeye değer çok kafesi var. Şnitzel ve Sacher kekini orijinal yerinde denemelisin. Zamanın varsa bol bol müze gezersin. Seviyorsan operaya gidersin. Botanik parkına muhakkak gitmelisin. Kafe Palmenhaus’u ziyaret etmelisin.

 

Fazla vakti olmayana yardımcı olmak adına kısa notlarla yazıya başlamak istedim. Çünkü yazımda birazda kendimle ilgili notları size aktarmaya çalışacağım. Çünkü ben hep gezginlerin, hobi olarak gezenlerin, nasıl gezdiğini merak etmişimdir. İş dışında gezenlerin muhakkak aradıkları bir şey olduğuna inanıyorum. Mesela öğretilerini merak ediyorum. Farklı anları nasıl yaşadıklarını. Ve bunu nasıl anlatacaklarını. Bu yüzden de aynı konu hakında yazılan farklı kitapları okumuyor muyuz?

 

Gezdiğim yerlerde özel bir an yakaladığımda hemen not alırım. O anın enerjisini kaydetmek zor da olsa ne hissettiğimi anlayacağım bir şekilde not almaya çalışıyorum. Bunu, çok sonra bu notu okuduğumda o anı tekrar yaşamak istiyorsam yapıyorum. Ayrıca, o günün sonunda muhakkak o günün analizini oturup yazarım. Kendimle ilgili muhakkak yeni şeyler keşfediyorum. Bu anları biriktirmek, konfor alanından çıkmak, şu andaki senle vedalaşmak için de geziyorum diyebilirim.

 

Viyana’ya ilk kez 2015 yılında soğuk bir Mart ayında gitmiştim. Bu gezinin benim açımdan en güzel yanı, o zamana göre 30’dan fazla kez Viyana’ya iş için giden bir arkadaşımla gitmemdi. Bu açıdan benim için farklı bir deneyim olmuştu. Orada artık bir çevresi vardı. Bu şekilde doğrudan orada yaşayanlarla iletişim içinde oluyorsunuz. Viyana sonrası gezilerimde bu deneyimi eklemek adına bir çözüm geliştirdim. (Başka yazılarımda buna değinmeyi planlıyorum) Öyle bir ortam, size oradaki yaşamla ilgili bir çok bilgiyi servis ediyor. Zorluklar, kolaylıklar, siyasi görüş, ekonomik şartlar, bizdeki gündeme dair bakış açıları, onların kronik sorunlarını... Ama en önemlisi gündem ne olursa olsun yaşanılan iklime ve ortama göre sorunlara bakış açısı çok ciddi şekilde değişiyor. Öncelikle eğitim seviyesinin, sonra iklim ve ekonomik şartların sorunlara bakış açısı ile bir bağı olduğunu düşünüyorsunuz.

 

Dinleyen biriyseniz ortak fikre göre gezilecek yerler için bir yol haritası belirleyebilirsiniz. Şimdilerde aslında tavsiyeler ile ilgili çok fazla uygulama var. Bu uygulamalar genellikle  size popüler ve turistler tarafından tercih edilen yerleri işaret ediyor. Mesela, Sultan Ahmet meydanında köfte yemenizi işaret ediyor. Ama esnaf lokantalarını göstermiyor. Ben biraz da farklılıkları arayan bir gezginim. Farklı deneyimler edinmek istiyorum. Bir nevi eğitim gibi görüyorum. Ve gittiğim yerlerin yaşam dinamiklerini merak ediyorum. Müzenin içini gezmek istiyorum. Görülmeye değer eserleri görmek istiyorum. Ama sokakların hikayesini de merak ediyorum. Mesela İstanbul'u geziyorsanız birileri size gezi parkının hikayesini anlatmalı, o konu hakkında konuşmalı. Ancak o zaman bu coğrafyayı ve sorunlarını anlayabiliyorsunuz. Belki de dinledikleriniz sayesinde yeni farkındalıklar kazanacaksınız.

 

 

Viyana’da işletmelerin turn over süreleri çok uzun. Bir kafeye oturuyorsunuz kafe 200 yıllık. Kahve makinası nerdeyse sizden yaşlı. Mekanların bir tarihi var. Sistem oturmuş. Sürpriz yok. 10 yıl sonra gittiğinizde benzer tadı alacağınızı düşünüyorsunuz. Muhtmelen üretim zinciri değişmiyor. Butik bir yapı varsa o yapı genelde butik kalmaya devam ediyor. Zinciri nadir kuruluyor. Mekanların, hatta mekanla özdeşleşen ürünlerin kendiliğinden bir hikayesi oluyor. Mesela aynı sütten, aynı tereyağından, aynı çikolatadan bir kek yapılıyor. Bir kek düşünün neredeyse 200 yıllık bir geçmişi var. İsmi Sacher. Zamanın prensinin ricasıyla 17 yaşında bir genç bu tatlıyı yapıyor. Tabi efsane bir şey oluyor. Bir de bir hikayesi… Ama onu korumuşlar. Tanıtımını yapmışlar. O mekanlara bu yüzden gitmenizi tavsiye ediyorum. O tadı, dokuyu, mekanın orijinalliğini deneyimlemek için gitmelisiniz. Hotel Sacher dışında ayrıca Cafe Central ve Mozart Cafe yi sizlere tavsiye edebilirim.

 

 

Bir diğer tavsiyem botanik bahçesi olan Palmenhaus. Aynı zamanda o formda kafe yapılmış. Yanlış anlaşılmasın kafe farklı bir yerde ama orayı da bulup gitmelisiniz. İstanbul’da bomonti ada tavsiyesi gibi bir tavsiye olarak düşünebilirsiniz. Gidip gitmeme kararı size kalmış.

 

Figlmüller’de şnitzel yemelisiniz! Zaten ben tavsiye etmesem bile bu tavsiyeye muhakkak erişeceksin ancak ben özellikle tavsiyeye bir şey eklemek isterim. Şnitzelin yanında ikram edilen patates püresini. Bir daha uğrarsam o ikram için aynı mekana giderim. Hatta bir porsiyon ete iki porsiyon patates püresi isterim.

 

 

Schönbrunn sarayı, Hofburg sarayı gibi yerlere uğrayacağınızı düşünüyorum. Bunun dışında aslında ulusal kütüphane ve parkları görmenizi tavsiye edebilirim. Son olarak yer tavsiyesi olarak Aziz Stephan Katedrali’ni gitmenizi ve özellikle bir rehber eşliğinde katedral turu yapmanızı öneriyorum. Spoiler vermeyeyim çok şaşıracaksınız.

 

Hediyelik eşya için acele etmeyin. En iyi alabileceğiniz hediye sanırım çikolata olacaktır. Kahveye benim gibi düşkünseniz beğendiğiniz bir yerden kahve çekirdeği almanızı tavsiye edebilirim. Bir de gezdiğiniz yerde kahve dışında güzel bir pot çay içmek isterseniz çay menüsü de isteyebilirsiniz.

 

 

Araba kiralamayın. Fazlasıyla toplu taşıma işinizi görecektir. Ancak şehre yakın yerlere gitmek gibi bir planınız varsa ve bunu da arabayla yapacaksanız smart car kiralayabilirsiniz. Hatta bir arkadaşım bir uygulama kullanarak geç saate kadar oturduğumuz bir ortamda uygulama ile çevrede araç var mı bakmıştı. Saatlik araç kiralayıp evin çevresine park etmişti. Sanırım bir kart edinmek gerekiyor. Detaylıca araştırmak isteyen varsa bunu notu yazmak istedim. Ayrıca gördüğüm kadarıyla park yeri bulmakta sorun yaşanmıyor.

 

Viyana’da kalacak yer konusunda zorluk yaşamayacağınızı düşünüyorum. Şehir, Avrupa şehirlerinde olduğu gibi çember şeklinde büyümüş. Ulaşım bu sebeple çok kolay. Mesela nehir manzarası bir ev kiralaya bilirsiniz. Airbnb’den bütçenize uygun ev bulabileceğinizi düşünüyorum. Schwedenplatz civarında konaklamanızı tavsiye edebilirim. Cihangir gibi düşünebilirsiniz. Gezilecek yerlere yürüme mesafesinde. Aynı zamanda aktarma noktasına yakın olacaksınız. Ayrıca sabah kalkıp bir yere giderken bir grafiti sanatçısının çalışmasına da şahit olabilirsiniz.

 

Umarım faydalanacağınız bir yazı olmuştur. Güzel vakit geçirmeniz dileğiyle... Bol eğlenceler.

Yorumlar (1)

Bilgen Avcı
31 Ağustos 2020 Pazartesi 12:10

Yeniden gitmek istedim. Yazı için teşekkür ederiz.

Yorum Yap

Kapat

MEHMET SAKINÇ

TASARIM - TEKNOLOJI - PAZARLAMA

Sahip olduklarını ve değerli bulduklarını yanında taşır. Ürünlerin hikayesini yaşar.

Sosyal Medya'da Ben